The Deep Tone | Blog
The Deep Tone kitap yazari ve blogger yazari
the deep tone, deeptone, deeptone blog, blog, kitap, the deep tone kitaplar, sade ve derin, derin mavi, the deep, deep
22
paged,page-template,page-template-blog-template5,page-template-blog-template5-php,page,page-id-22,paged-7,page-paged-7,ajax_updown,page_not_loaded,
 

HERŞEY: ODA KIRBAÇ AYNA

31 May 2016

hersey

HERŞEY:ODA KIRBAÇ AYNA

Altay Öktem

Altay Öktem, mizah dergisi okurlarının ve İstanbul kültür sanat çevresinin iyi tanıdığı şair yazarlardan.

Her yerde yazılarını görebiliyoruz. Kendine özgü esprili bir dili var, seveni de çoktur. Genel kültür müzik edebiyat yer altı kültürü sokaklar, her konuda yazar.

Kitapları da çok. Şiir kitapları, romanları, kültür kitapları. Üretkenlerden yani. Bu kitap da şiir kitaplarından biri.

Şiirler, Oda/Suç/Arınmalar/Keşkeler/Ayna/Kar/Düşler/Oyun/Sürahi/Karşılaşma gibi bölümlere ayrılmış.

Uzun ve düzyazı tarzında ve öykü gibi ilerleyen şiirlerden Düşler bölümündeki şiirler akılda kalıcı.

İlginç ve değişik bir şair okumak isteyenlere.

Not:2/4

FİLM SEÇKİSİ

31 May 2016

film

Bir Yönetmen Üç Film

Jacques Deray

MAĞLUP EDİLEMEYEN

Le Marginal, 1983, Fransa

Bir Fransız efsanesi, Jean-Paul Belmondo, bu filmde eğlenceli bir polis. Marsilya’ya atanıyor, bir uyuşturucu trafiğini ve ilgili kötü adamları engellemeye çalışıyor. Neşeli aksiyon. Not:3/4

SEN BENİMSİN

La Piscine, 1969, Fransa

Tam Fransız bir yönetmen Deray’dan tam klasik Fransız sineması örneği. Başrollerde dört büyük oyuncu, karşı konulamaz Alain Delon, o zamanlar sevgilisi olan ve sinemanın en güzellerinden Romy Schneider, Fransızların sembolü Jane Birkin ve inanılmaz karakter oyuncusu Maurice Ronet.

Kara film zirvesi. Delon ve Schneider sevgili, bir villaya yaz tatiline gelirler, arkadaşları Ronet ile onun kızı Jane de onlara katılır. Aşk ilişkileri karmaşıklaşır. Havuz başında gerilim artar. Klas sinema başyapıtı. Not:4/4

ÖLDÜRME ARZUSU

Flic Story, 1975, Fransa

İki büyük oyuncu Alain Delon ve Jean-Louis Trintignant ve Deray yönetmen. Kara film, suç filmi dersi gibi film. Sakinliğin altındaki gerilim. Fransız sinemasının polise suça bakışı. Suçun bir tarafında suçlu diğer tarafında polis var. İkisini ayıran çizgi nerededir? Delon polis, Trintignant suçlu, hırsız, katil. Biri kaçar diğeri kovalar. Suçun şiiri. Not:4/4

MİM DUYURULAR VE İZLENESİ BLOGLAR

26 May 2015

 

 

blog-yazisi

 

MİM

Yeni arkadaşlarımdan İSİMSİZ KULLANICI mimlemişti. O da aramızdaki yeni tatlişlerden. Mimi de bir değişik. Ayrıca onun yazdığı son iki konser yazısını da kaçırmayın. Çok romantik ve sevimli.

http://filmsenaryosu.blogspot.com.tr/

1. Depresyona ne sıklıkla girersin: İsimsiz kullanıcı, hep mutlu olduğunu ve depresyona hiç girmediğini söylüyor. Ben de öyleyim. Depresyona girmem, giremem. Yani benim bildiğim öyle. Uzmanlar, farkında olmadan depresyona girdiğimizi söylüyor. Huzurlu, sakin, mutlu olduğum için depresyon bana giremez. Hiç çekemem ben depresyon filan. Aslında fena şey de değil arada girmek. Evde böyle her şeyi dağıtırsın yerler çikolata kağıtlarıyla dolar ya da tam aksine her an arkadaşlarınla olmak istersin hiç yalnız kalamazsın. Eğlenceli bir şey olmalı depresyona girmek. Bunalıma.

2. Bu gibi zamanlarda ne dinlersin? Bu gibi zaman olursa, depresyon değil de diyelim bir şeylere üzüldüm felan, ya çok uyurum 15 saat gibi ya çok uzun yürürüm bitkin düşünceye dek saatlerce. Bunlar iyi gelmezse o zaman gerçekten üzgünümdür ve içime kapanırım, kabuğuma çekilirim, günlerce, geçene dek iletişim kurmam, sessizleşirim, yaralarımı kendim sararım. Yani olursa böyle şeyler. Pek olmaz ve aman olmasın da.

DUYURULAR

1. Biricik arkadaşımız, iyi kalpli HAYAT KİTAP kitaplarının bir kısmını satıyor. İlgilenenler bloguna gitsin. Güzel kitaplar elden çıkarıyor.

http://hayatkitap.blogspot.com.tr/2015/05/satlk-kitaplarm.html

2. Yeni arkadaşlarımızdan MUSTAFA SÖNMEZ biz blogçularla ilgili iki proje düşünmüş arkadaşları ile. Bizlerin kendi seçtiğimiz yazıları Google Kitaplar ve Wattpad’de kitap olarak yayınlamayı düşünüyor. İkinci projesi de bizlerin blog adreslerini ve tanıtımlarını da bu kitaba koymak. Bu iki ilginç projeye katılın siz de.

http://www.mustafasonmez.com/2015/05/iki-proje.html

3. BİZ ÖYLE İNSANLAR DEĞİLİZ adlı blog dergisi ERDİ KARADENİZ ve TOSBAĞA KİTAP yönetim ve yayınıyla çıkmaya devam ediyor. Mayıs sayısında aramızdan birçok arkadaşın yazısı, fotoğrafı, incelemesi ve ropörtajı var.

http://www.bizoyleinsanlardegiliz.org/

İZLENESİ BLOGLAR

BUSE SOYSAL

Bu tatlı arkadaşımız da yeni keşfim. Kitap ve dizi ararken rastgele gezerken bulduğum Buse çok içten çok açık ve keyifli yazıyor. Kitaplar diziler filmler ve hayata dair diğer her konu. Gezi okul kozmetik. Buse yıllardır kendi kendine yazıyor. Okuru ve yorumcusu yok. Üniversite öğrencisi ve İzmirli arkadaşımızı mutlaka keşfedin. Çok dolu ve huzur veriyor.

http://maydanozsalatasi.blogspot.com.tr/

KUL HAKKI

22 May 2015

 

kul-hakki

Kul hakkı en ağır konulardan biri bu dünyada.

Tüm günahlarımızdan kurtulabiliyoruz. Ama kul hakkı yemişsek iyi insan olmak zor. Ahirete gittiğimizde günahlar sevaplar sayıldığında yani hesap verirken en ağır suç bu.

Günah sevap hesabından sonra sıra kul hakkına geliyor. Bütün herkesin birbirine geçen kul hakları sıfırlanmalı, hak geçmemeli. Bilgisayar hesabı gibi bir anda oluyor bu.

Öbür dünyada kul hakkı için sevaplarımız sayılıyor ya da hakkını yediğimiz insanlarla hesaplaşmamız gerekiyor.

Bu dünyada ise bilerek veya bilmeyerek hepimiz hak yiyebiliriz. Bunun önüne geçmenin yolu ise her durumda maddi veya manevi her tür alışverişte ve ilişkide helalleşmek.

Hakkını helal et demeden bir alışverişi, ilişkiyi ve benzeri durumları bitirmemek gerekiyor. Böyle yapılmazsa yediğimiz hak mutlaka bir yerden bize döner.

Bir de şu var ki, birinin hakkını yediğimiz zaman daha sonra başka kişilere iyilik yaparak ödeyemiyoruz o hakkı. Yine o aynı kişiyle hesaplaşmamız gerekiyor.

DEEP NOT VE İZLENESİ BLOGLAR

20 May 2015

BLOG

DEEP NOT

Bugünlerde sınavlar ve sıcaklar nedeniyle bloglar biraz sessizleşti. Soğuk bir kıştan sonra açık havavı özledi tabii herkes. Bir de instagram ve twitter kolaylığı var tabii.

Ama yazmayı hiç bırakmayanlar da var. Kanalizasyon Balığı Cessie örneğin. O da yaklaşık 4.5 yıldır aralıksız yazıyor. Blogumda torunlarımı da anlatacağım demişti bir ara. Liseyi bitirdi, üniversitede şimdi o. Bence, aramızdaki en iyi blogçu o. Her şeyini anlatıyor yıllardır.

Eskilerden olup kaybolup uzun süre sonra dönenler var. Genelde uzun süre sonra dönenler yazmaya başlasalar da eskisi gibi aktif blogçu olmuyorlar. Yani yazıyorlar ama sıkı blog okuru olmuyorlar. Genellikle yani. Demek ki arayı soğutunca tekrar aktif olmak zor oluyor.

Ama örneğin Mariposa şimdi de çok iyi blogçu. Eskilerden Medanşeri, İpekböceği, Emilia, Elmyraucuc, Ebru İ.S. Üsturupsuz Yazar, Miss Şizoid döndüler. Hayal Kahvem döndü. Hayallerinin Peşinde Koşan Kız Hazellova Hazal da geçen gün, tam dört yıl sonra gelip merhaba dedi ama blogu yok henüz.

Blog dünyası hep hareketli. Gelen giden çok oluyor. Sürekli yeni gelenler var. Genel olarak şimdiki blogçular eski blogçulardan daha iyi, sevimli, ılımlı ve aktif. Örneğin, Şule M ve Kreatif Başkan. Çok iyi ve tatlı iki arkadaşımız. Herkesle iyiler herkese düzenli gidiyorlar çok yapıcılar. Ve düzenli blogçu onlar.

 

İZLENESİ BLOGLAR

KAFA DERGİ

Mert, aramızdaki en üretken en atom karınca blogçu. Sürekli yeni öyküler yazıyor. Birkaç blogu var. Şimdi o self publishing yapıyor. Selfie’nin yazar şekli yani. Kendi yazıyor ve kendi yayınlıyor. Yayınevleriyle uğraşmaktan sıkılınca bu yöne saptı şimdilik. Tabii ellerimizde tutacağımız kitapları da olacak zaten. Publitory adlı sitede öykülerini yayınlıyor. Bunun yanında Ters Düz ve Kadınsal Şeyler adlı öykülerini blogunda da sunacak bizlere.

Mert, geleceğin yazarı, onu keşfedin mutlaka.

http://kafadergi.blogspot.com.tr/

İREM E.

Artık Eskişehir’de üniversiteli olan şirin İrem öyküleri için yeni blog açtı. İyimser zarif arkadaşımızın öyküleri de öyle.

http://sondaktilocu.blogspot.com.tr/

MES TIDY GHOST

Mes bize hep ikiziyle öykülerini anılarını anlatıyor. Ve Mes şimdi hamile. Onun son 3 yazısını mutlaka okuyun.

http://www.tidyghost.com/

SYRAKUSA BB

Özgün ve ilginç yazılarıyla bana göre çok sempatik biri olan bu arkadaşımızı tanıyın, pişman olmazsınız.

http://syrakuza.blogspot.com.tr/

İNCİ TANEM

Kitap moda kozmetik güncel sosyal konular her şeyi arkadaşımız cangz yeni keşiflerimden.

http://incitanesi-cangz.blogspot.com.tr/

FİLM SEÇKİSİ 8

19 May 2015

film

FİLM SEÇKİSİ 8

DEHŞET GEMİSİ

The Watermen, 2012, A.B.D.

Keyifli bir korku filmi. Korku sevenler için keyifli tabii. Bir grup genç tekneyle geziye çıkarlar ancak birkaç manyak tarafından öldürülmek istenirler. Katiller onları balık yemi olarak kullanmak istiyordur. Not:2/4

İSTANBUL

Erroll Flynn, 1957, A.B.D.

Sinema tarihinde konusu İstanbul’da geçen az sayıda filmden biri. Bir aşk ve kaçakçılık filmi. Erroll İstanbul’a gelmiş, kaçakçılık yapmış ve aşık olmuş bir işadamıdır. Ancak aşık olduğu kadını kaybeder. Yıllar sonra İstanbul’a döner ve sürprizlerle karşılaşır. Türkçe konuşmalar tuhaf ve komik. Not:2/4

KING KONG

John Guillermin, 1976, A.B.D.

Sıkı ve başarılı bir aksiyon. Başrollerde Jeff Bridges ve Jessica Lange harika. Bilinen bir hikayenin klas sunumu. Özellikle ada sahneleri ustaca. Bilim adamları bir adaya gelirler. Adada King Kong vardır. Onu şehire götürürler. Kong ise Lange’e aşıktır. Şehirde Kong’u maymuna çevirirler. Enfes bir fantastik aşk filmi. Not:3/4

GECE YARISI SOKAKTA TEK BAŞINA BİR KIZ

A Girl Walks Home Alone at Night

Ana Lily Amirpour

Her zaman değişik film izleyemiyoruz. Bu film değişik işte. Siyah beyaz, şiirsel bir tesettürlü vampir filmi. İran’lı bir yönetmen sonunda tesettürlü bir vampir filmi yaptı. İlginç, stilize bir film. Müzikleri de iyi. Erkekleri cezalandıran bir vampir kız ile genç bir serserinin aşkı. Amerikan tarzı İran filmi biraz, çünkü İran’da vampir kültürü olmaz. Kaçırılmaz. Not.3/4

LİZBON’A GECE TRENİ

Night Train to Lisbon

Billie August, 2013, Portekiz

Danimarkalı müthiş yönetmen Billie ve İngiliz büyük oyuncu Jeremy’den düş gibi bir edebiyat filmi. Aynı adlı romanın enfes bir uyarlaması. Konu, yönetmen ve oyuncu unutulmaz.

Bir profesör, intihar etmekte olan bir kızı kurtarır ve kızın paltosunda bir kitap bulur. Bu kitabın ve yazarın peşine düşer, Portekiz’de gizem dolu günlerden sonra hayatı değişecektir. Mükemmel ve yumuşacık bir film. Not.4/4

BURGAZLI SAİT

08 May 2015

 

burgazli-sait

Sait Faik aileden varlıklı biraz. Kışları Nişantaşı’nda yazları Burgaz Ada’da yaşıyor.

Ailesinin Burgaz’da aldığı ev nefis. Ve Sait Faik’in yatakodasından ada ve deniz manzarası huzur verici. Aşiyan’da da Tevfik Fikret’in yatakodasının penceresinden Boğaz görüntüsü öyle güzel ki insan o manzarada herkes şair olur diye düşünüyor. Sait Faik’in penceresi de öyle. Pierre Loti de öyle.

Demek ki yazmakla güzel manzara arasında bir bağlantı var. Bizler pencereden baktığımızda karşı balkondaki çamaşırları görüyoruz, ya da mangal yapanları veya kuş ölüsü. Acaba Sait Faik böyle mi yazdı Son Kuşlar’ı.

Geçenlerde balkondan baktığımda karşı evin balkonunda tadilat yapan inşaat ustası elindeki keseri düşürdü üç kat aşağı, aşağı baktım keser bir kediyi sıyırdı geçti. Sait Faik bunu görseydi ve kedi ölseydi bundan Son Kedi adlı bir öykü çıkarabilirdi. Şehirde gezerek gördüklerini öyküleştiriyordu.

Arada vapurla şehire inip dönüyordu. Ada’da geziyor, balıkçılarla konuşuyordu. Varlıklı olduğu için çalışmadı da. Sürekli aylak gezdiği için Ada’daki varlıklı aileler çocuklarına Sait’le takılmayın dermiş. Adamdan saymazlarmış onu. Uzun paltosuyla şapkasıyla dolaşırken arkasından alay ederlermiş.

Sonra öyküleri gazetelere çıkınca Ada’nın ileri gelen aileleri ve halk şaşırmış. O zamanlar ayrıca yazmak ve edebiyat da halk arasında bu kadar bilinen uğraşlar değil tabii. Herhalde onu serseri olarak görüyorlardı. Ünlü olunca adam yerine koymuşlar.

O ise arkadaşlarını çağırırmış mektup yazıp Ada’ya. Bedri Rahmi mesela. Üniversiteyi bitirmediği halde Fransızca okuyordu ama.