The Deep Tone | GÖMÜLEMECE
The Deep Tone kitap yazari ve blogger yazari
the deep tone, deeptone, deeptone blog, blog, kitap, the deep tone kitaplar, sade ve derin, derin mavi, the deep, deep
756
post-template-default,single,single-post,postid-756,single-format-standard,ajax_updown,page_not_loaded,

GÖMÜLEMECE

 

GÖMÜLEMECE

02 Ara 2016

gomulemece

Dedem, İngilizce Fransızca Rumca konuşur, çok dindardır, dedeme hep derim, sen bütün aileye yetersin dedeciğim, senin sayende hepimiz cennete gideceğiz işte, astronomiye ilgi duyar, bir de çiçeklere. İşte onun hayatı.

Sürekli güldürür beni, ben gülünce de, sen gülme, iyk iyk gülüyorsun, martı gibi der alay eder bir de. Benimle İngilizce konuşur ki İngilizcem gelişsin, arada Fransızca laflar da söyler, kulağım ona da alışsın diye.

Dedem akıllı telefon kullanır yazar bana vadsaptan, “heey, how was your day?”, günün nasıldı, ben de şöyle derim, “ı hated every second of it”, her saniyesinden nefret ettim, o da “why?what happened?”, neden noldu, ben ise, “ı hate school, ı have projects”, okuldan nefret ediyorum, proje ödevlerim var, o, “okay, in which matiere” der, hangi konuda projen var yani, ama matter demiyor da matiere diyor, Fransızcası, ben de, multimedya, Fransızca, drama, diyorum, o da “can ı help?” der, bir yardımım olur mu, ben hayır derim, o ise “okay, ı love you so much”, seni çok seviyorum, ben de, love you to, derim, o da “see you tonight” der, yani akşama görüşürüz, yani akşama bana uğra diyor, yolunu yaptı.

Evlerine uğradım, babaannem bana komşusunu şikayet etti, geçen hava soğukken komşusu babaannemden bir fular istemiş, o da en sevdiği fuları vermiş, şimdi geri vermiyormuş kadın, unuttu mu acaba diyor, istemeye de utanıyor, ya dedim babaanne alırım ben sana aynısını dedim de o da bulamazsın ki aynısını dedi.

Dedem bana hep çocukluğundan söz eder. Çocukken okul arkadaşlarının köydeki evlerine yaz tatiline gidermiş. Cesare Pavese öyküleri gibi der anlatırken bana. Orda bir sürü oyun oynarlarmış. Mesela, meşe oyunu, misket yani ama gerçekten de meşeden, ağaçtan minik toplar yapar oynarlarmış. Sonra, kazık oyunu oynarlarmış. Ağaçtan kazıklar yaparlar sonra yanyana gelip kazıkları yere toprağa atarlarmış. Kazıklar saplanır tabii toprağa, birbirlerinin tahta kazıklarını devirmek isterlermiş. Deviren diğerinin kazığını alırmış.

Bir de gömülemece oyunu varmış. Üç kişi yine toprak zemin üzerinde bir üçgen yaparmış ve ellerinde çelik çomak olurmuş, bunlar tahtadan yine, bunları birbirlerine atarlarmış, tutamayan toprağı biraz kazarmış, tutamadıkça toprak kazılır ve derinleşirmiş, en çok kaybeden kişi o kazılan toprağa yatarmış, diğerleri onu gömermiş, başı dışarda tabii. Sonra diğer iki kişi gidermiş, biraz uzağa saklanırmış, o gömülenin kendi kendine çıkmasını beklermiş veya ordan geçen başka biri yardım edermiş.

Dedem daha sonraları gömülemecenin bir ekonomi terimi olduğunu öğrenmiş, büyüyünce, toprağa para veya altın gömmek gibi veya parayı gömmek yani hiç kullanmamak anlamında.

Yorum yaz